Bir ay’la dolaşırdım / başım gözüm üstüne
dururdu başımın üstünde boyluboyunca
-çıplak bir kadın gibi
dokunmak isterdim ona
sokaklar is kokardı
ay yalnızlığımı vururdu yüzüme – dokunamazdım
bir taş gibi dururken bursa’da
-yüz yıllık bir taş gibi-
içimden bir nehir akarken
başımın üstünde ay
yüreğimde delice bir özlemle dolaşırdım
ürkünç bir güzelliğin büyüsüyle titrerdi her yanım
çatardım kaşlarımı
-huysuz bir ihtiyar gibi-
tutunacak bir dala arardım
ellerini arardım
dudaklarını
öpmek ve dünyayı anlatmak için dudaklarını
ne çok ürperirdim o zaman
sabahın yedisinde
güneşi alıp koynuma yatardım
içimden bir nehir akardı
