her sabah günaydınsız

Her sabah binsekizyüzyetmişbir’e uyanıyoruz
her sabah günaydınsız
gözlerimizden düşüyor paris komünü

dünya incitiyor beni bir güven arıyorum
üzülürsün demiyor hiç üzüyor
bir dayanak arıyorum ağlamak için
bir tarih arıyorum bir takvim yaprağı
bir sığınak arıyorum ağlamak için

tutuşturup bir ucundan kışlık saray’ı
bir odaya oturup ağlıyorum ben

dayak yemiş uslu bir çocuğun gözleriyle ağlıyorum ben – eziyet çeken bir mandanın gözleriyle ağlıyorum ben – sesimde evcilliğin acısı – parlamış bir at gibi ağlıyorum ben – yitirilen uyumu arıyorum – doğanın ağırbaşlı tavrını arıyor bir ağaç kovuğunda ağlıyorum ben

incitiyor beni dünya
üzülürsün demiyor hiç üzüyor