sesime usulcacık düşen damlalar

Dağlar çekiyor beni dağlara çıkıyorum
yüreğimin yerinde kocaman bir muska var
ilkel bir savaş marşı taşıyorum göğsümde
dağlı kabilelerle savaşmaya gidiyor Mezopotamyalılar
bir diyet istiyorlar – benden de bir ganimet
çıkarıp muskamı veriyorum

teşekkürler – çünkü bir mağara bağışlıyorlar bana

ağlasam diyorum bir bizon çiziyorum duvara
unutmuşum ağlamayı
ağlasam biliyorum
bir çığ gibi kayacak sırtımdan bütün hayatım
bir bizon ağlıyor şimdi başımda
bütün zamanların gözyaşını damıtıyor sırtıma
bir kaynak suyudur belki de
ama olsun
şarkımın buzlarını eritiyor
sesime usulcacık düşen damlalar

şarkımın buzlarını eritiyor
sesime usulcacık düşen damlalar

gözyaşları içinde çıkıyorum mağaradan – sırılsıklamım
ardımsıra geliyor duvara çizdiğim bizon

dönüyor mezopotamyalılar – esirler ganimetler
dönüyor savaşçılar
açmışlar muskamı – sevinçli esrik
okuyorlar bir ağızdan “saman sarısı”

saçları saman sarısı kirpikleri mavi”*

*Nazım Hikmet