Onbaşı halide’ye duyduğum aşktan kelli
bitlenmiş piyadeyim
bu bir katre katrandan yaratılan ummanda
petrolüyle geberen bembeyaz bir şilebim
kırbaçlanmadan önce söylenecek o son söz, esirgenmiştir benden
yularıyla dövülüp yılkıya bırakılan perişan bir beygirim
içimdeki katıra sımsıkı tutunuşum bütünüyle bundandır
bu hüzünle direnir
neden sonra deh deyip yol veririm kendime
kırçıl bıyıklarında buz tutmuş bir öfkeyle
içimde gezdirdiğim o çelebi dedemin bağırası gelmıştir:
“enver paşa çok yaşa, biz geberdik açlıktan” diye restimi çekip
katır tırnaklarımla dağa tırmandığımda
manastır dağlarında res(t)neli niyazi’yim
meralimi de alıp eriyen bir buzulca çekilirken kuzeye
meralimin yerine balıklar bırakırım ağalara hediye
fettan kumalara da anılar bırakırım, diyetim olsun diye
sarı kırmızı yeşil naylon terlikler gibi
hüzünlü eşiklere dizilsinler
bana ne
katır tırnaklarımla ben dağlara tutundum
zeytine
güneşe
portakallara durdum
korkutuldum be more
ondan benim gururum
kişneyen gururum ve
delik çarıklarımla
her daim piyadeyim
bahriyede piyade
kimin ne cevri olur
bana bundan ziyade
…
şiiri dinlemek için:
