Uzun bir mezar gibi bıraktım ben arda’yı
şimdi kim tamir eder bu göçmüş kaportayı
fareli köyden geçen muhacir kavalcıydım
hem çalar hem söylerim yüz yıllık arızayı
geçtim kıl çadırları ve yıllardan kıllandım
şarap diye kurdular sirke olup yıllandım
geliyorken üstüme pontus ve kürt illeri
yaylaya çıkamadan denize yuvarlandım
bu rıhtım kahvesinde pekmeze ekmek banıp
yutkunup susuyorum batan güneşe kanıp
varsın kanasın yaram onu sonra yalarım
donanma gitsin hele rıhtımdan demir alıp
yamaymışım ninemin kara feracesinde
bu kırpıntı yorganla kırcali gecesinde
kendimi sancak sandım meğer salıncakmışım
hürriyet diye düştüm borsanın ertesinde
sakladım erikleri aç kodum geyikleri
yörü dedim yosmama yörüttüm yörükleri
kavalım suya düştü belki ıslık çalarım
balıklar yumurtlasın su doldu delikleri
…
şiiri dinlemek için:
