Eşeklerle Olympos’a…

İlyas, atarabasıyla güneşi taşır. Her sabah doğudan göğe yükselir ve yavaşçacık ilerleyip batırır güneşi. İlyas, ışığının düştüğü; aydınlattığı her şeyi görür. Aydınlatır İlyas: Herkes birbirini görsün diye… İlyas sayesinde görür herkes birbirini… Biz birbirimize bakarken, İlyas hepimize bakar! İlyas’ın herkesin yüzünde bir izi vardır (dzztt… yüzünde göz izi var / sana kim baktı yarim): Ama bu dünyada gözü yoktur; geçip gider… İlyas, ışığını değdirerek her şeye bakar. Hatta kaynamakta olan tencereden tüten kokular hoşuna giderse, kapağı açıp yemeğin tuzuna bile bakar!

***

Ares ve Afrodit’i de o gördü. Aslında sımsıkıdır ağzı: Ama “Volkan Usta’ya bu kelek yapılmaz” deyip çekti arabasını tamirhanenin önüne.

***

Volkan Usta, gündüz kir pas içinde sanayi sitesinde motorlarla cebelleşir; akşam gran tuvalet mulen ruj pavyonunda şampanyalar patlatır. Pavyonda assolisttir Afrodit. Afrodit’le dost olur; Afrodit’e ev tutar; Etiler’de, üç katlı…

***

Volkan Usta, İlyas’ın arabasını tamirhane kapısında görünce çırağına seslenir ve acele bir sade kahve söyletir. Fakat İlyas “Yok birader içmeyeyim, işim acele, atla arabaya da yolda konuşalım” diyerek Volkan Usta’yı alıp tekrar yükselir gökyüzüne. Fakat lafa nasıl gireceğini bilemediğinden trişka bir muhabbetle epey dolaştırır Volkan’ı gökyüzünde: Yalama olmuş bir somunun içinde haybeye dönüp duran bir vida gibi beyhudedir lakırdılar… Arabanın teybinde Tina Tornavida’nın CD’si aynen öyle boşa döner. Bu başıboş yolculuktan atlar huylanır, saatler karışır, günler ezilir, mevsimler titrer. Volkan Usta iyice kıllanmaya başlar: “Hep geceleri gelirdi İlyas. Gündüz gündüz dayadı arabayı kapıya. Kahveyi de içmedi. Alıp çıkardı bizi. Konu komşunun da gözü patladı ateş gibi parıldayan bu arabadan. Eyvallahsız çıkıp geldik. Hafif de reklam olduk esnafa…” diye düşünürken Etiler’in üstünden geçerler. Bir anda bütün dünya kararır: İlyas’ın arabasının arkasında taşıdığı güneş, bir spota dönüşür ve Volkan Usta’nın Afrodit için tuttuğu villanın salon camına vurur. Söze gerek yoktur. Ares ve Afrodit, Volkan Usta’nın villasında “Gordion Düğümü” olmuşlardır. Volkan Usta, Meduza’nın kesik başından aldığı 5 kontörlük bir bakışın üçünü harcayarak üzgün bir bakış fırlatır ve triplekste oynamakta olan filmi bir süreliğine dondurur. Ardından, “sağda müsait yerde beni bırak birader” diyerek iner İlyas’ın arabasından. Kalan iki kontörle de Tele Vole’yi arayıp Ares ve Afrodit’i reklam eder cihana.

***

Rezil olan Ares Trakya’ya, Afrodit de Kıbrıs’a kaçar. Afrodit bu “yasak aşk”tan “Deimos” ve “Phobos” adında iki çocuk doğurur. Demios’a “dehşet”, Phobos’a “korku” denir. Dehşet ve Korku, kol kola girip stadyum önlerinde kestane ve kokoreç; mitinglerde su ve simit satarlar. Volkan Usta kapatır tamirhaneyi ve Çorlu’da Tekel bayisi işleten arkadaşı Devran Usta’nın yanına gider. Bütün gün altılı ganyan oynayıp eski gazetelere sardığı şişelerden ucuz şaraplar içer. Sonra topu dikerler: Devran ve Volkan Usta eşeklerine binip heybelerindeki şarapları içe içe Olympos’a çıkarlar. Olympos’un doruğunda Volkan artık Hephaistos, Devran ise Dionysos olmuştur.