Dikkat! Dersim’i boğuyorlar.

Vedat Dalokay’ın “Şako Bacı”sı varsa benim kızımın da “Fadıl Amca”sı var. Demirci Kawa’nın torunu olan Fadıl’a biz “Kaynakçı Kawa” diyoruz! Fadıl her yaz yer değiştirir. O neredeyse; biz de yaz tatillerimizi orada geçiririz. Fadıl bu yaz Dersim’deydi. Dersim’in göbeğinde doğradığı demirleri bir güzel kaynatıyor; asma katlar, merdivenler yapıyordu. Fadıl Öztürk, Dersimliydi… Devrimciydi… Devrimci olarak çıktığı topraklara demirci olarak geri dönmüştü. Dersim’e 11 yaşındaki kızım Meral’le birlikte gittik. Biz gittik diye Fadıl kaynağına ara verdi ve bizi Munzur’un kaynağına kadar götürdü. Kana kana su içtik Gözeler’den… Fadıl’la üç gün Dersim’i gezdik.

***

Meral’in (ve dolayısıyla benim) en sevdiği(miz) kitaplardan biri de Vedat Dalokay’ın “Kolo” adlı öykü kitabıdır. Giderken haritaya baktık: Pertek’den de geçeceğimizi öğrenince daha bir heyecanlandık. Vedat Dalokay, Pertek’te geçen çocukluğunu, Şako Bacı’yı ve Keçi Kolo’yu anlatıyor bu kitabında… Bu öyküyü hüzünle okuduk. Ama hiç aklımıza gelmemişti bir gün bizim de yolumuzun Pertek’ten geçeceği! Sağ olasın Fadıl Amca, sayende gördük Pertek’i ama öykünün geçtiği köyü maalesef göremedik. Yoktu o köy!

***

Uçakla Malatya’ya indik. Malatya’dan otobüsle Elazığ’a gittik. Elazığ’dan minibüsle Tunceli’ye… Minibüs Keban Barajı’nın kıyısına geldi. Pertek tam karşıdaydı. Feribotla geçecektik. Feribota bindik. Kitabı açtık. Dua okur gibi birkaç bölüm okuduk Kolo’dan: “Gurban, Yaradan’ın emri, ölürsem, biliyorum yıla bile kalmaz bir mendil toprak olup tarlaya, suya kavuşacağım. Oradan buğday başaklarına yürüyeceğim. Badem dallarında çiçek, iğdelerde koku olacağım. Çayırda çim, Kolo’nun memelerinde, bak işte bu kovadaki gibi, süt olacağım. İçenin kanında, senin etinde, kemiğinde, gözünün nurunda olacağım gurban… Şimdi nah! Şu komdayım; ama o zaman kara topraktaki tırtılda, yağan rahmette olacağım.” Öykü, Pertek’e bağlı 8-10 hanelik küçücük bir köy olan Borkin’de geçiyordu. Borkin Köyü, feribotun 40 metre altındaydı. Şako Bacı, Kolo, bağlar, badem ağaçları… Her şey suyun altında kalmıştı. Ama Şako Bacı’nın sözleri suyun üstünde, bizim dudaklarımızdaydı.

***

Kolo’nun kulakları yukarı dikildi mi, Şako Bacı gözünü dört açardı: “Ya kurt geliyor” derdi “ya da jandarma çavuşu”…

***

Feribot kıyıya yanaştı. Feribottan indik; pat jandarma çavuşu! Kimliklerimize baktılar. Kazasız belasız geçtik ‘kontrol noktası’ndan… O da ne? Pertek – Hozat kavşağında; tam yolun ortasında iki beyaz keçi ve süt sağan bir kadın. Evet!!! Keçilerden biri Kolo… Süt sağan da Şako Bacı! Pertekliler, Şako Bacı’nın ve Kolo’nun heykelini dikmişler. Ne büyük bir incelik. Aşk olsun!…

***

Eskiden Pertek’in önünden “Deliçay” Murat, gürül gürül akarmış. Kesmişlerdi ırmağın önünü ve “Baraj suları, karınca ve keklik yuvalarına, yılan deliklerine ve kurt inlerine girmiş, yılanı, kurdu, kuşu, akrebi, danaburnu, arı ve çekirge sürülerini ortaya dökmüştü. Yılanlar, köy meydanını güpegündüz geçit yapmıştı. Yükselen ve her şeyi yutan göl, tüm canlıları ve insanları önüne katmış sürüyordu. Doğa, kıyamet günlerini yaşıyordu. Nuh Tufanı’ydı sanki… Sular mescidin minaresini de örtüp Morkaya’nın dibinde çakılıp kaldı en sonunda. Ne meleme, ne keklik sesi ve ne de çocuk çığlıkları yankılanıyordu artık Deli Çay’ın öte geçesinde… Ölü karınca ve çekirge sürüleri, iri iri dikenler, şişmiş hayvan leşleriyle pis bulanık bir göldü arta kalan.”

***

İri iri dikenler ve şişmiş hayvan leşleriyle pis bulanık bir göl kalacak Dersim’den geriye. Dersim’de suyun aktığı her vadiye barajlar yapıyor devlet. Dikkat! Dersim’i boğuyorlar.

Esmer dergisi