Bir ölümlünün aygır olarak portresi: Peleus

Peleus’un üstünde bir cenabetlik vardır: Zincirleme belalara maruz kalır bu yüzden… Silkinip bu silsileden yırtmak için, soluğu Iolkos kralı Akostos’un yanında alır. Birkaç hafta soluklanır sarayda. Ama bela boş durmaz: Kraliçe görünümüne bürünür bu kez. Peleus kaçar, bela kovalar. Birkaç vazo kırılır bu hengamede. Kral da kırılır: Canı sıkılır, sıtkı sıyrılır: Pişman olur Peleus’u yanına aldığından… Ve bir sabah erken…
***
Erkenden Peleus’u uyandırıp ava götürür. Amaç, Peleus’u “oksijen manyağı” yapıp uyutmak. Hışırtı Teyze pışpışlar, Oksijen Efendi kundaklar, temiz hava çarpar ve Peleus el mecbur uyur… Kral, saraya döner. Fettan Sultan, kocasını kapıda karşılar. Peleus gitmiş, heyecan bitmiştir. Fasulyeden oynanır artık bu trajedi. Kral, kuru fasulye; kraliçe de pilav…
***
Peleus, çok tehlikeli bir yerde; “Kentuar parkuru”nda uyumaktadır. Pan, birazdan panik yaratacak ve Kentuarlar, bu parkurda filler gibi koşturarak paniklerini ezip yatıştırırken Peleus da çiğnenip gümbürtüye gide…
***
Gidecektir ki doktor gelir tık tık… Ayağıyla şöyle bi dürter Peleus’u… Pele, uykusundan yavaş yavaş sıyrılır ki ne görsün: Sislerin arasında arkası at, önü insan bir rüya… Doktor Kheiron alıp götürür onu dağdaki mağaraya. Alır sazı Pele ele / dertli dertli vurur tele… Peleus’un anlattıklarından çok müteessir olan ve ona acıyan Kheiron, Pele’yi heyecan ve maceranın doruklarında yaşayacağı gerçek bir aşkın elektroşokuyla kendine getirmek ister.
***
İşte Tanrıça Thetis duruyor karşısında… Bıçkın bir dilber ve belalı bakire… Doktor Kheiron, Tanrıça Thetis’i yalayıp yutmuş ve Peleus’u bu tüyolarla donatıp yepyeni bir taktik anlayışla sahaya sürmüştür… Saldırı için Thetis’in uyuması beklenmiş ve mışıldayayazdığında doktorun attığı bir atmaca gibi atılmış tanrıçaya Peleus… İstediği an ateşe, suya ve her türlü vahşi hayvana dönüşebilen tanrıça gafil avlanmış: Atmacaya akbaba tepkisi vermeye programlanmış olan tanrıça, yaşadığı şokun şiddetiyle panik olup yanlışlıkla bir bıldırcın tepkisi verince epey zaman yitirmiş ve bu esnada seyirciler birikmiş… Seyircinin muazzam tezahüratı altında Thetis ateş olmuş ama cürmü kadar yer yakmamış. Su olmuş ıslatmamış: Sımsıkı kavramış çünkü onu Peleus… Bu sefer aslan olmuş, kaplan olmuş, sırtlan, leopar olmuş; kar etmemiş ve pısıp gelincik olmuş… Peleus da damatcık… Yer boncuk, gök boncuk, fatmacık, tanrıcık, tanrıçacık kim var kim yok toplanmış. Sütler kaymak tutuvermiş; upupalar “epops epops”, ibibikler “hüt hüt” diye ötmüş ve düğün dernek kurulmuş. Thetis’in pes edişiyle mest olan millet, Thetis’e nispet (dzzzt… Çöz de al Mustavali) sabaha kadar göbek atıp eğlenmiş. İyice ifrit olan Thetis, bir köpeğin önüne “al da zıkkımlan” dercesine atılan bir parça ciğer gibi bırakmış kendini Peleus’un kollarına: Bozuk bir bulaşık makinası hesabı… Peleus, alttan girip üstten çıkan (dzzzt… Deliorman: Pehlivanların yurdu) bir servis elemanı…
***
Arıza giderilir: Boşaltılır Thetis’in kirli suları. Temiz su haznesine içme suyu konulur. Program kısa tutulur. Test sürüşü bittiğinde Thetis’in kollarında Akhilleus ıngalar. Bir ölümlünün aygır olarak portresidir Peleus. Dizginlerini kavrar ve sürer kendini batan güneşe doğru: “Ben yanlış bir kovboyum”…

Özgür Gündem