Atem tutem men seni

Boyotya kralı Ataman’ın ilk karısının adı Nebiye; Nebiye’nin üstüne kuma diye getirdiği ikinci karısının ismiyse Emine’dir… Emine Edirnelidir, Nebiye Pomak… Nebiye’nin bir oğlu bir de kızı vardır: Oğlanın adı Faruk, kızın adı Lüle’dir… Emine’nin oğullarının adıysa Terkos ve Melikahmet… Emine, Nebiye’den nefret eder: Nebiye’nin oğlu Faruk’u öldürmek için büyük bir tezgah kurar: Furuko’yu bizzat babası; yani Ataman öldürecektir… Boyotya’nın bütün kadınlarını bu tezgaha ortak eder Emine. Kadınlar, Boyotya’nın bütün tohumlarını saklar: Boyatya’ya kıtlık gelir. Ataman, Delphi Tapınağı’na gider. Tapınaktaki habercilere sorar:

“Bu kıtlığa karşılık tanrılar ne arzular?”

Haberciler, “kurban vermen gerek” der.

“Hay hay” der Ataman, “Sığır mı koyun mu koç mu kuzu mu?”
Heyhat! Emine tarafından satın alınan bu haberciler, “Kurban diye Oğlun Faruk’u istiyor tanrılar” deyince, Ataman’ın sigortaları atar. Tapınaktaki hesap eve uymaz: Cinnet getiren Ataman Fruko Faruk’un yerine Emine’nin oğlu Terkos’u parçalar. Sıra Emine’dedir. Fakat Emine atik davranır ve oğlu Melikahmet’i kucaklar kucaklamaz sokağa fırlar. Gözleri bir şey görmez: Kör bir korkuyla koşar ve denize düşer: Bir izmarit gibi “cosss” sesi çıkararak söner. Denize düşen ana oğul Poseidon’un yardımıyla yeni bir hayata başlar. Önce estetik bir ameliyat sonra da yeni bir ad… Akdeniz’in ortasında ıssız bir adada, elde kalan oğluyla yeni bir hayata başlar. Pişman Emine, artık Buket Ana’dır ve fevkalade şişmandır: Bir yandan denizi gözler bir yandan da gözleme yufkaları açar oklavasıyla. Korsanlara patatesli gözlemenin yanında ayran, tanrılaraysa ambrosiyalı gözlemenin yanında nektar satarak hayatını sürdürür. Geceleri de tezgahının üstüne astığı lüks lambasıyla fırtınaya tutulan gemicilere yol gösterip analık eder.