sevgili mutsuzluğum

düşünsene
bir kamyon kasasına doluşup kıra giden ilkokul çocuklarını
o kır yoksa
o kırın olmadığı anlaşılırsa
ne olur o çocukların hali
bir düşünsene

gitme
“orda bir köy” gibi dur uzakta geleyim
solgun sarı lambaları sabaha kadar bir köy gibi dur uzakta geleyim
seni bulamayayım
dolaşayım bir ırmak kıyısında
dolaşmışım zaten bir ırmak kıyısında yeni anımsıyorum
zaten benim aşkım da okula yeni başlayan bir çocuğun aşkıymış
ilahiler ve okul şarkıları arasında sıkışıp kalmış

ilahi komedya
daha önce de sabahlamışım sarı çiçekler ve kurbağalar arasında

uyanmışım ırmaklar ırmaklar uzun ırmaklar
bir ırmak delip geçmiş kalbimi uzun ırmaklar
ellerim nerede ellerim nerede
ku vak vak vak ku vak vak vak
ellerim yok sevgilim yok yüzerim derede

gitme
dünyalar yıkılır gidersen eğer
yitirir bir mevsim içgüdüsünü

japonya’da bir mevsimmiş böceklerin uyanışı
işte böyle mevsimlere bölmüşüm sevgimizi
sinekler fulyalar hurmalar böceklerin uyanışı portakal dalları pelikanlar vahalar balinalar pullar seraplar ayçiçekleri – on sekiz ay yaşayan aşk çiçekleri
kıyabilir şimdi hepsi canına
ay eşlik edebilir dünyanın intiharına
işe yarar mı bilmem bir öpücük versem sana

köylüler doluşmuştu ilkbahar kavşağına
sen de haklısın ama gitmesen iyi olur

sesim incitilmiştir epeyce incitilmiş
doğrudur incitilmiştir sesim
bunu sen bileceksin
alınganlıklarımı uykusuz şoförlerce ezip geçtin ne haber
asfalttan yansıyan ayışığını ezip geçen o kamyon
nasıl tekerlek izleri bıraktıysa ayın üstünde
işte öyle bir ustura yarası açılmıştır yüzüme
sesim incitilmiştir

sesimi aramışım hayvanat bahçesinde
hayır
değil lunapark çığlıkları
yüreğimin sesi bu sesi almış
vurgusu tınısı coşkusu evet
sarkıtmış uçurumdan ayaklarını
yüreğim atıyor çığlıklarını

gitme
dünyalar yıkılır gidersen eğer
yitirir bir mevsim içgüdüsünü

japonya’da bir mevsimmiş böceklerin uyanışı
işte böyle mevsimlere bölmüşüm sevgimizi
gözlerikocamandı mevsimi
uzundusaçları mevsimi
ağlarmışnevzat’ıokurken mevsimi
ataol’danokurdum mevsimi
şeytansobasıylaısınırdı mevsimi
birgitarlasevişirdi mevsimi
silmiştim dört mevsimi
‘yedi iklim’ demem gerek
oysa bilmiyorum yedi iklimi
yırtılmıştı mevsimler
birikmiş günler vardı elimde
vermiştim
yamamıştın mevsimleri
iklimleri gözlerinde görmüştüm
gözlerindekiiklimler mevsimi

kapıdan giren gül kokuları ardından mutsuzluk ve sonra da sen
kapıdan giriyor gül kokuları
sen girsen de girmesen de mutsuzluk hep giriyor
mutluluğun kanıtı gülücüklerin
utanıyorum bu kadar mutlu olmaktan
gururlu dolaşmaktan utanıyorum
mutsuzluğum ol benim
mutluluk büyük bir yanılsama
mutsuzluklar belirliyor mutluluğu da
kapıdan giriyor gül kokuları

ne mi arıyor muşum hayvanat bahçesinde pelikanlar mıymışım
bir avuç su yetiyor onları avutmaya
yetmiyor bu kadar mutsuzluk bana
bir yağmur birikintisinin başına toplanmış polyanna okuyor pelikanlar
kendimi leyleklerle bir tutuyorum
kanatları yolunmuş gagası yumuşamış hayvanat bahçesinde bir leylek intiharı arıyor eşelenerek
yıkıntılar altında hep değerli eşyalar buluyorum
onlar oyalıyor beni
gidersen bırakır aramam intiharı da
o zaman bir mutluluk gelip öldürür beni

dünyalar yıkılır gidersen eğer
yitirir bir mevsim içgüdüsünü

saçlarını kuzeye doğru mu tarıyordun sen
ondan mıydı güneyde bir ilkbahar gibi öksüz kalışım
sırtlanlar kurtlar kurt köpekleri
hınçlarını çiğniyorlar kafeslerinde
ben nasıl hınçlanırım
mutluluğu geveliyor bir deve
tekrarlara veriyorum direncimin elini
çürüyor ruhumun bütün dişleri
seni sülünlerle bir tutuyorum
solgundur sülünlerin başındaki kırmızı
-ruhunun uçuk rengi aşınmış rengi sanki-
kırmızı tuvaleti ve çıplak ayaklarıyla gecenin bir köründe yağmurlu bir caddede koşan esmer bir kadın hani sık sık görürüz o eski filmlerde
gecekonduya kapatılmış bir soylu kadın
sülünler işte hayvanat bahçesinde
sülünler gibi kal öyle hayvanat bahçesinde
kal işte öyle sevgili mutsuzluğum

dünyalar yıkılır gidersen eğer
yitirir bir mevsim içgüdüsünü

ey hacıleylek orda bir arabistan var uzakta dünyanın en güzel arabistanı
sesimi arıyorum hayvanat bahçesinde guberak
keklikler unutmuş şakımasını
şakıyorum onların yerine sesimi arıyorum qeqıbno
bir çığlığa özgürlük arıyorum bir çığlıklık özgürlük
göçmesen de konmasan da kalsan da buralarda
dünyanın en güzel arabistanı senin arabistanın ey hacıleylek

lak lak mı qeqıbno mu ku vak vak mı
hepsi o şarkıyı söyler kendi dilince

“orda bir köy var uzakta
o köy bizim köyümüzdür”

orda bir köy gibi dur uzakta – geleyim

sevgili mutsuzluğum

(orda bir köy var uzakta – a. k. tecer) – (dünyanın en güzel arabistanı – tu. uyar) – gidersen yıkılır bu kent – a. telli) – (akdeniz’de keklikler, türkçe guberak diye şakırlarken, dersim’in keklikleri zazaca “qeqıbno” diye şakıyor – “zarance qeqıbno qeqıbno” – k. astare)

şiiri dinlemek için:

sevgili mutsuzluğum / sesli