Kalbimiz incedir kırılır çıt çıt
içli bir çingeneyim kırılmışım incitilmişim yine
yürüyorum tek başıma
-dikkat et düşeceksin
-tamam anne merak etme
ölümden daha hızlıyım şimdi
korkuyorum annecim uçurumlar geçmişim
uçurumlar geçmişim geri dönemiyorum
ısarganlar dikenler çıplak bacaklarım için
‘uzat saçlarını frigya’ sevgili kitabım ağzımda sakız
bir yılan çıkarsa çalıların arasından aman tanrım bir yılan
yaralar içinde bacaklarım köpekler havlıyor
sakız çiğniyor bütün vücudum
sevgili sahil nerelerdeydin
sevinçle sahile iniyor bir patika karıncalar ve ben
sevinçliyim yatışmam gerekiyor denizi öpüyorum
bir peygamber gibiyim
ütopya kralıyım aslanların aslanı haile selasiye
sevinçliyim yatışmam gerekiyor
geçiyorum araba yolundan dönüyorum geriye
uyuklamaya devam ediyor köy köpekleri
onlara
‘sevgili kardeşlerim’ diyorum
ve yadırgamıyor beni hiçbiri
bir ayran ısmarlıyorum kendime ne güzel buca’dayım
derneğin önünden geçtim ağlayacaktım
oturduğumuz kahvelerden geçtim üzgündüm çok
belli değildi çünkü ‘memleket mi yıldızlar mı gençliğim mi daha uzak’
sen de yoktun kimseler yoktu
bitirdim ayranımı ve gittim yanına arkadaşlarımın
soyundum sırtımı yağladılar uzandım kumlara
kumlarda domino oynadık
dedem bütün servetini yitirmişti dominoda
benim yitirecek bir servetim yoktu
yenildim
aşkta kazanırdım belki
aşk yoktu
maç yaptık
burhan’la çarpıştık ağzım kanadı
iki gün önce alnım kanamıştı
uçurtma şenliği’ne girerken ‘takma kafanı’ demişlerdi ama
ben kafamı dikenli tellere takmıştım
kanamıştı kafam tetanos olmuş ve ölmüştüm
uçurtma uçuruyordu çocuklar mezarımın başında
bir jazz orkestrası istiyordum aslında
bir neşe istiyordum tepeden tırnağa zenci
mezar filan da istemiyordum aslına bakarsanız
ama aniden ölmüştüm
ölmüşüm ve yanmışım sahilde
iki kere çingeneyim saçlarımı yıkamadım
burdayım ve saçlarım yosunlar gibi yumuşak
sonra eve gittik herkes yıkadı saçlarını ben mangal yaktım
tırnaklarımın arası simsiyah üç kere çingeneyim
ertesi gün kış geldi
ayranım bitti bir kola içtim
bir kızla oturduk orda – aslında burada oturmuştuk
o şimdi puşkin’in ülkesinde
onu seviyor muyum eskisi kadar
sevmiştim bir zamanlar hem nasıl bir tutkuyla
her şey iç içe geçiyor memleket yıldızlar gençlik sen o öbürü ötekiler sevgilimler sevgilim olmayanlar olacaklar her şey iç içe şimdi
özlemek acıtıyor
derneğimiz kapanmış
kahvenin kırmızı balıkları ölmüş eşek anırtıları yok
geriye ne kalıyor
hani bir fare vardı
karşıyaka’daki fare ikimizin faresi
ister misin onu da bir kedi kapmış olsun
“her yerde kar var kalbim senin bu gece”
…
şiiri dinlemek için:
…
